İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
Hz.Ömer (r.a.)

           

Deyimler – İ


DEYİMLER SÖZLÜĞÜ

A

B

C

Ç

D

E

F

G

H

I

İ

J

K

L

M

N

O

Ö

P

R

S

Ş

T

U

Ü

V

Y

Z


İbret almak
Kötü bir olaydan etkilenerek ders almak. “Görmesini bilseydi ibret alırdı her halde.”


İç çekmek
Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak. “Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi.”


İç etmek
Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp kimseye göstermemek. “Babasına bildirmeden o kadar parayı iç etmiş.”


İç gıcıklamak
1. Huylandırmak. 2. İstek uyandırmak.


İcabına bakmak
1. Gereğini yerine getirmek. 2. Yok etmek, ortadan kaldırmak. “O adamın icabına bakarız, merak etme sen.”


İçi açılmak
Sıkıntısı dağılıp gitmek, ferahlamak. ”Denizi, kuşları, ağaçları seyre dalarım, böylelikle içim açılır, rahatlarım.”


İçi çekmek
Canı arzu etmek, istek duymak.


İçi çıfıt çarşısı
1. Başkaları için daima art niyet besleyen, içinden türlü kötülükler geçiren. 2. Çok karışık.


İçi cız etmek
Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek. “O zavallı ihtiyarı birden bire karşımda görünce içim cız etti.”


İçi dışı bir
İkircikli olmayan, ikiyüzlü davranmayan, düşündüğünü açıkça söyleyen, özü sözü bir olan. “İçi dışı bir olan insanlara her zaman güvenebiliriz.”


İçi dışına çıkmak
1. Kusmaktan ötürü çok fena olmak. 2. Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.


İçi erimek
Kaygı duymak, çok üzülmek.


İçi geçmek
1. İstemediği halde uyuya kalmak. 2. İşe yaramaz duruma gelmek. 3. Yaşlılıktan, zayıflıktan gücü azalmış olmak; hiçbir şeye ilgi duymamak. “O artık içi geçmiş bir ihtiyardır.”


İçi gitmek
Çok fazla istek duymak. “Vitrindeki kızarmış tavuklara içim gidiyordu ama param olmadığı için alıp yiyemiyordum.”


İçi içine sığmamak
Çok heyecanlanmak, coşkunluk duymak ve sevincini belli etmekten kendini alamamak. “Annemi karşımda görünce ne yapacağımı şaşırdım, içim içime sığmıyordu, koşup boynuna sarıldım.”


İçi kabarmak (kalkmak)
1. Midesi bulanmak. 2. Duygulanıp heyecanlanmak. 3. Taşkın bir ağlama duygusu içinde olmak. “Ne berbat bir koku, içimiz kabarmadan kalkalım buradan.”


İçi kan ağlamak
İçten, büyük bir üzüntü duymak; dıştan belli etmeyerek çok acımak. “Çocuğunun yüzüne bakarken içim kan ağlıyordu.”


İçi kazınmak
Çok acıktığından ötürü midesinde eziklik duymak. “Sabahtan beri açtı, içi kazınıyor ama belli etmemeye çalışıyordu.”


İçi parçalanmak (paralanmak)
Birine acıyarak çok üzülmek. “Onun bu halini gördükçe içim parçalanıyor.”


İçi rahat etmek
Endişelenecek bir durum bulunmadığını öğrenerek sıkıntıdan kurtulmak, rahatlamak. “Ne yapayım, ben anneyim, onlar sağ salim dönerlerse içim rahat edecektir ancak.”




 
Sitemizde moderatör olarak görev almak ister misiniz?

İçerik yönetimi ve ziyaretçiler tarafından eklenen dosyaların kontrol/onay işlemleri ile ilgilenebilecek, GÖNÜLLÜ Öğretmenlerimiz.. Lütfen bizimle iletişime geçiniz.

(NOT: Sadece Öğretmenler başvurabilir, öğrencilerin başvuruları dikkate alınmayacaktır) İletişim için TIKLAYIN


Arkadaþýna Yolla
Yazýcý Dostu Sayfa

 



PageRank Checking Icon primary Blogs - BlogCatalog Blog Directory
Kapat
 
Önemli Bilgi

Bugün siteye SİZ

Yeni bir dosya eklerseniz,

Yarın siteye girdiğinizde,

Yüzlerce YENİ DOSYA bulursunuz

Siteye dosya eklemek çok kolaydır.

Denemek için tıklayın