Büyük adamların hatası, güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür.
Cu Kong

           

Al Kara


Bir zamanlar Guzelistan’da Al Kara adl─▒ bir y├╝rek h─▒rs─▒z─▒ ya┼čard─▒. D├╝┼č ve ger├že─čin bir arada durdu─ču Basra’dan buraya kah dinlenmeye, kah ticaret yapmaya gelen Ci─čerpare ve Yekbun ad─▒nda iki zengin arkada┼č vard─▒. Yekbun ├žekingen, mert ve do─čru s├Âzl├╝yd├╝. Ne zaman, nerede ortaya ├ž─▒kaca─č─▒ pek belli olmazd─▒. Ci─čerpare ise her sakala tarak uyduran, hangi ipte y├╝r├╝rse y├╝r├╝s├╝n, yere d├╝┼čmeyen bir cambazd─▒. Al Kara’n─▒n cam─▒na vuran kelebeklere bakt─▒k├ža zevklenerek ÔÇťAhh” diye i├ž ge├žirip hay─▒flan─▒rd─▒. “Bir g├╝n ben de, Al Kara gibi, ┼ču g├╝zellere k├Âsn├╝l masallar anlatabilsem, eminim hepsinin y├╝re─či bana akard─▒. Bizim oralarda zinhar b├Âyle g├╝zel kelebekler ortada g├Âr├╝nmez!”
Ci─čerpare s├╝rmeli kara g├Âzlerini sa─ča sola devirdi─činde Bin Bir Gece Masallar─▒ÔÇÖn─▒n ├╝nl├╝ kahraman─▒ Simbad’─▒ and─▒r─▒yordu. Bazen karas─▒ gidip, ak─▒ kal─▒yordu. Ellerini g├╝r b─▒y─▒klar─▒na g├Ât├╝r├╝p, onlar─▒ b├╝kt├╝─č├╝nde ise, d├╝┼č d├╝nyas─▒nda nice gezintilere ├ž─▒k─▒yordu. Kent ─▒┼č─▒klar─▒n─▒n g├Âky├╝z├╝ne yans─▒yan, pembemsi morlu─čunda bir Emir olup hal─▒da u├žuyor, bazen ince bir duman olup k├╝pe binerek uzak diyarlarda Dengbejlerle bulu┼čuyordu. Bazen de giz dolu dipsiz ma─čaralara inerek. bitimsiz sevdal─▒larla konu┼čuyor, cennetin anahtar─▒yla a├ž─▒lan simli kap─▒lardan girip, alt─▒n tepside raks edenlerin ─▒┼č─▒kl─▒ g├Âvdelerinde sabah─▒ sabah ediyordu.
G├╝zleistanl─▒ Al Kara’n─▒n ise daha farkl─▒ bir ├Âyk├╝s├╝ vard─▒. O lo─čusa kelebeklerin amans─▒z takip├žisiydi. Bir kelebe─čin y├╝re─čini ├žalmay─▒, akl─▒na koydu mu, ustaca av─▒n─▒n yan─▒na yakla┼č─▒r, onu bacaklar─▒n─▒n aras─▒nda s─▒k─▒ s─▒k─▒ saklad─▒─č─▒ i─čnesi ile uyu┼čturur, “seni ├žok seviyorum,” diyerek d├╝┼č├╝ncesini sarsard─▒. Ard─▒ndan y├╝re─čini s├Âker, nehre g├Ât├╝r├╝r, y─▒kar, afiyetle yerdi. Y├╝re─či ├žal─▒nan kelebek ac─▒ duymaz, aksine olay kar┼č─▒s─▒nda b├╝y├╝lenir, Al’─▒n pe┼činde pervane olurdu. Al ├Âyle ustayd─▒ ki bu konuda, birisiyle kucakla┼č─▒rken, di─čerinin a─čz─▒na okunmu┼č hurma t─▒k─▒┼čt─▒r─▒rd─▒. B├Âylece a─č─▒na tak─▒lan kelebe─čin kendine g├╝veni gelir, g├Âzleri ─▒┼č─▒l ─▒┼č─▒l parlar ├ževresinde olup biteni asla fark edemezdi.
Y├╝re─čini yitirmi┼č kelebekler Al Kara’n─▒n art─▒k hizmetine girmi┼čti. Yiyece─čini ta┼č─▒r, i┼čini g├Âr├╝rd├╝. “Sen ├žok ya┼ča Y├╝rek H─▒rs─▒z─▒ e mi!” diyen!er yan─▒nda, y├╝re─čini ona ikram etmek i├žin can atan kabu─čundan yeni ├ž─▒km─▒┼č t─▒rt─▒llar bile vard─▒. Bazen s├Âz birlik etmi┼č├žesine Al’─▒ ziyarete gider, y├╝reklerini ona yedirmek i├žin yar─▒┼č─▒rlard─▒ adeta.
Saydam ve g├Âr├╝nmezdi Al Kara. Kelebek koleksiyonu olduk├ža ├╝nl├╝yd├╝. ─░yi bir pazarlamac─▒yd─▒ ayn─▒ zamanda. Di┼činin kesemedi─či sert y├╝reklerle ba┼č─▒ derde girdi─činde, bir yolunu bulup bunlar─▒ it pazar─▒na g├Ât├╝r├╝r, pahal─▒ ucuz demeden satard─▒. Bu kelebeklerin i┼či bitikti, bellerini bir daha do─črultamaz, anlayamad─▒klar─▒ bir ┼čekilde, kendilerini yeralt─▒ cennetinde bulurlard─▒. Bunun yan─▒nda, g├Âzden ├ž─▒kard─▒─č─▒ kimi uysal kelebe─či de, masal d├╝nyas─▒n─▒n ├╝nl├╝ prensi Ci─čerpareÔÇÖye ikram ederek, g├Ânl├╝n├╝ ho┼č ederdi. O da eline ge├žirdi─či bu garibanlar─▒n g├Âz├╝n├╝n ya┼č─▒na bakmadan, ci─čerini s├Âk├╝p ate┼čle k├Âzlerdi. Ci─čer yemekten g├Âbe─či ┼či┼č, a─čz─▒ kulaklar─▒nda, memlekete d├Ând├╝─č├╝nde, yere g├Â─če s─▒─čmaz, G├╝zelistan’daki kelebeklerin minik ci─čerlerini nas─▒l yedi─čini, balland─▒ra balland─▒ra ├ževresindekilere anlat─▒rd─▒.
Ci─čerpare G├╝zelistan’a her gidi┼činde g├Âz al─▒c─▒ arma─čanlar da al─▒rd─▒ yan─▒na. Kelebeklerin en ├žok ra─čbet ettikleri bulunmaz Basra kuma┼č─▒ndan top top sat─▒n al─▒p, arkada┼č─▒ Yekbunla h├Ârg├╝├žl├╝ develere y├╝klerdi. Onun heyecan─▒n─▒ g├Âr├╝p, ├Âyk├╝lerini dinleyenlerin, i┼čtah─▒ kabar─▒r bir g├╝n u├žan hal─▒ya binip G├╝zelistan’a giderek ci─čer yeme d├╝┼č├╝ kurarlard─▒.
F─▒nd─▒kkurtlar─▒ kelebekler kadar uysal say─▒lmazd─▒. Al Kara’n─▒n son g├╝nlerde i┼či zordu. Gece g├╝nd├╝z onlara oyun haz─▒rlamak i├žin verdi─či ├žabadan ├Ât├╝r├╝ yorgun ve bitkin d├╝┼č├╝yordu. Di┼čleri de iyi kesmiyor, g├Âzleri de iyi g├Ârm├╝yordu. Y├╝re─čini ├žalmak i├žin u─čra┼čt─▒─č─▒ bir F─▒nd─▒kkurdu ile ba┼č─▒ dertteydi ┼čimdi. Onu kimseye kapt─▒rmamak i├žin k├Â┼če bucak sakl─▒yordu.
F─▒nd─▒kkurdu sa├ž─▒na k─▒rm─▒z─▒ kurdele tak─▒p, ├╝st├╝ne al bir yelek giyerdi. Bu g├Âz al─▒cl─▒─č─▒yla y├╝rek h─▒rs─▒z─▒na t├╝rl├╝ cilveler yapar, ho┼č zaman ge├žirtirdi. Bu usta y├╝rek h─▒rs─▒z─▒ nedense bildi─či t├╝m oyunlar─▒, F─▒nd─▒─č─▒n yan─▒na gelince unutur, bir t├╝rl├╝ onun y├╝re─čine ula┼čamazd─▒.
G├╝zelistanÔÇÖda Ci─čerpareÔÇÖnin burnuna nefis kokular geliyordu yine. Dudaklar─▒n─▒ yalayarak Al’─▒n ├ževresinde d├Ânenip duruyor, ona Basra’dan, Halep’ten getirdi─či de─čerli arma─čanlar─▒ vermeyi de ihmal etmiyordu.
Al’─▒n g├Âz├╝ bu kez hi├žbir ┼čey g├Ârm├╝yordu. F─▒nd─▒kkurdu’na g├╝zel masallar anlat─▒p, g├╝zel bir sofra haz─▒rlam─▒┼čt─▒. Ci─čerpareÔÇÖnin getirdi─či Halep tatl─▒s─▒n─▒ da masaya koymay─▒ ihmal etmedi. F─▒nd─▒kkurdu, bu de─či┼čik ve olduk├ža lezzetli tatl─▒y─▒, nereden sat─▒n ald─▒─č─▒n─▒ Al Kara’ya sordu. Al beklemedi─či bu soruya yan─▒t ararken, uzun s├╝re kekeledi. Ci─čerpare’den s├Âz etmekten ka├ž─▒nd─▒. E─čer Ci─čerpare ile F─▒nd─▒k bir kez kar┼č─▒la┼č─▒rsa i┼či iyice zorla┼čacakt─▒. Kekeleyerek s├Âzleri birbirine kar─▒┼čt─▒rd─▒.

F─▒nd─▒kkurdu bundan bir ┼čey anlayamad─▒, ├╝stelemedi de. F─▒nd─▒k, her seferinde, Al’─▒ oyalay─▒p, sabah─▒ sabah ediyor ve y├╝re─čini ├žald─▒rmadan yan─▒ndan ka├ž─▒yordu, O gece yar─▒s─▒ s─▒raya giren y├╝reksiz kelebeklerin pervane olup cama vuru┼člar─▒n─▒ ┼ča┼čk─▒nl─▒kla ve ├╝z├╝nt├╝yle izlemi┼čti. Al ile birlikte olmak i├žin birbirlerini ├ži─čniyordu g├╝zel kelebekler, her birisinin elinde, ac─▒l─▒, ek┼čili ve tatl─▒ yemeklerin oldu─ču birer sefertas─▒ vard─▒. Birbirine sahte g├╝l├╝c├╝kler, alayc─▒ iltifatlar ya─čd─▒r─▒yorlard─▒. Hepsi de buraya ni├žin geldi─čini ├žok iyi biliyordu. F─▒nd─▒kkurdu ise bu karabasan Albast─▒’dan nas─▒l kurtulaca─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝n├╝yordu.
Al puslu havalar─▒ sever, i┼čine gelmedi─či yerde saydamla┼č─▒rd─▒. B├Âylece de y├╝rek ├žalmas─▒ kolay olurdu. Her y─▒l bahar ay─▒n─▒n on ├╝├ž├╝nde kelebeklerine davet verip ┼č├Âlen d├╝zenlerdi. Bu y─▒l nedense bu geceyi unutmu┼čtu. ─░├žeri giremeyen kelebekler, olanlar─▒ tahmin etse de, getirdiklerini hava ─▒┼č─▒madan cam─▒n kenar─▒na yerle┼čtirip oradan usulca ayr─▒ld─▒lar.
Ertesi g├╝n Al Kara, bu g├╝zel ve iyi niyetli kelebeklere, d├╝n gece, acil bir i┼či oldu─čunu, bu y├╝zden eve gelemedi─čini, bin bir dereden su getirerek, anlatmaya ├žal─▒┼čt─▒. Kelebekler de g├Âz g├Âre g├Âre bu yalana inanmak zorunda kald─▒. ─░├žlerinden baz─▒lar─▒, “├ťz├╝lme sen Al, sen ya┼ča bize yeter” diyerek ona sar─▒l─▒p sar─▒l─▒p ├Âpt├╝ler. Ard─▒ndan Al Kara’n─▒n unuttu─ču ge├žmi┼č kelebek ┼č├Âlenini de kutlad─▒lar.
F─▒nd─▒kkurdu’nun ayaklar─▒ yere basmad─▒ bir s├╝re. Al Kara’n─▒n ona ya─čd─▒rd─▒─č─▒ iltifatlardan sonra, g├╝zel bir kelebek olmu┼č u├žuyordu. Baz─▒ s├Âzleri a─čz─▒na pelesenk etmi┼čti Al. Yan─▒ndakini unutup ayn─▒ ┼čeyleri bir ba┼čkas─▒na da tekrarl─▒yordu. “Sen” diyordu F─▒nd─▒kkurduÔÇÖna, “Onlara s├Âyledi─čim s├Âzlere bakma! Sen benim ger├žek sevdi─čimsin. Senden g├╝zeli yok. ┼×unlara bak! Hepsinin rengi ka├žm─▒┼č, g├Âzleri belermi┼č, kanatlar─▒ kopar─▒lm─▒┼č!…”
F─▒nd─▒kkurdu ├žok yorgundu. Dinledi─či bu tatl─▒ masala dal─▒p kendinden ge├žti. O ak┼čam tepsi gibi ├ž─▒kan dolunay, pencereden i├žeriye girecekti neredeyse. Aradan bir y─▒l ge├žmi┼č, yine ┼č├Âlen zaman─▒ gelmi┼čti. Umutla ┼č├Âlene gelen bir k─▒s─▒m kelebek co┼čmu┼č ┼čark─▒ s├Âyl├╝yordu. Onlar─▒n g├╝r├╝lt├╝s├╝ne F─▒nd─▒kkurdu s─▒├žray─▒p kalkt─▒. Bir de ne g├Ârs├╝n Al’─▒n eli tam y├╝re─činin ├╝st├╝nde durmuyor mu? Camdan i├žeri bakan kelebeklere g├Âz├╝ tak─▒ld─▒. Al F─▒nd─▒kurdu’nun kayg─▒s─▒n─▒ anlam─▒┼čt─▒. Kula─č─▒na, “Neden uyumuyorsun g├╝zel bebe─čim?” diye tatl─▒ tatl─▒ f─▒s─▒ldad─▒. “Bilmem, uykum ka├žt─▒.” dedi, tedirginli─čini belli etmeden. Sonra toy ve heyecanl─▒ bir sesle “Ben dolunayda uyuyamam… ┼×u cama konan b├Âceklere de bak!” diye i┼čaret etti ├žocuksu bir edayla.
Al Kara olanlar─▒ g├Ârmezlikten gelerek ac─▒mas─▒zca elini sallad─▒: “Ald─▒rma, onlar senin yan─▒mda oldu─čunu tahmin ediyor ve k─▒skan─▒yorlar dedi. “Benden ejderha gibi korkarlar asl─▒nda. Senin yerinde olmak i├žin ├ž─▒ld─▒r─▒yorlar. Hepsinin y├╝re─či midemde.”
F─▒nd─▒kkurdu, bu d├╝┼čmanca s├Âzlerden hi├ž ho┼članmad─▒. Ayr─▒ca Al Kara’n─▒n ger├žek bir Albast─▒ oldu─čunu anlam─▒┼č ve s─▒rlar─▒n─▒ da ├Â─črenmi┼čti b├Âylece. “Bak Allah a┼čk─▒naÔÇŁ diyordu Al, “Birbirlerini nas─▒l da k─▒skan─▒yorlar.” S─▒r─▒t─▒rken, kan i├žmekten k─▒rm─▒z─▒la┼čm─▒┼č kazma di┼čleri de korkun├ž bir g├Âr├╝n├╝mle ortaya ├ž─▒k─▒yordu, “i├žeriyi g├Ârmek i├žin cama nas─▒l da y├╝kleniyorlar” diye F─▒nd─▒kkurduna sokulup mutlulu─čunu belirtiyordu. F─▒nd─▒kkurdu “yaz─▒k ├╝┼č├╝yecekler d─▒┼čar─▒da, a├ž kap─▒y─▒, i├žeri al onlar─▒” dedi. “Almam, ben dert babas─▒ de─čilim!… Her birisinin y─▒─č─▒nla sorunu var. Dertlerini unutmak i├žin buraya gelerek benden medet umuyorlar, ak─▒ll─▒ olup y├╝reklerini ├žald─▒rmasayd─▒lar!” dedi ve yutkundu..
F─▒nd─▒kkurdu b├╝t├╝n bunlar─▒ ├Â─črenince ├žileden ├ž─▒kt─▒. Bunun ├╝zerine bir kurnazl─▒k d├╝┼č├╝nd├╝. Bu arada Al Kara onu uyutup y├╝re─čini ├žalmak i├žin masal─▒na devam ediyordu. F─▒nd─▒kkurdu, “Benim uyumam i├žin sadece masal anlatmak yetmez dedi. “Sevgilim gidip bana ├žaydan elekle su getirir, onu i├žer, ancak ├Âyle uyurum!…” Al Kara “H─▒h, bundan kolay ne var, kelebe─čim kelebe─čimÔÇŁ diyerek sar─▒ld─▒ F─▒nd─▒kkurdu’na. Onu kendine ├žekerek duda─č─▒ndan ├Âpt├╝. “Bunu neden daha ├Ânce s├Âylemedin?” dedi.
F─▒nd─▒kkurdu ise ├žok heyecanl─▒yd─▒. Her an y├╝re─čini yitirece─čini d├╝┼č├╝n├╝yordu. Di┼či kelebeklerin ├Âzellikle yumurtlama d├Âneminde duyarl─▒ oldu─čunu, fazlas─▒yla ilgi beklediklerini biliyordu. Al Kara’n─▒n kelebeklerin bu durumundan faydalanarak bir anda saydamla┼čt─▒─č─▒n─▒, av─▒n─▒n y├╝re─čini hissettirmeden s├Âk├╝p ├ž─▒kard─▒─č─▒n─▒, onu ├žaya g├Ât├╝rerek sa─ča sola ├žarparak y─▒kay─▒p yedi─čini de b├╝y├╝klerinden duymu┼čtu.
F─▒nd─▒kkurdu kar┼č─▒s─▒nda bir g├Âr├╝n├╝p, bir yok olan Al Kara’s─▒n─▒ d├╝┼č├╝nd├╝k├že ├╝rk├╝yordu. Ne var ki, kendisi de bu amans─▒z yap─▒┼čkana tak─▒lm─▒┼č, ona az kals─▒n inan─▒p yolunu yitirecekti. “Asl─▒nda” diye sa─č─▒na soluna bak─▒n─▒yordu. “Ger├žekten b├Âyle bir karabasan var m─▒?” ├ç├╝nk├╝ kendisinin g├Ârd├╝─č├╝ bu saydam yarat─▒kla, di─čerlerinin g├Ârd├╝─č├╝ Al Kara ayn─▒ de─čildi. Belle─čini yoklad─▒. Bu d├╝─č├╝m├╝ ├ž├Âzmek i├žin de sab─▒rla direnip onu tesirsiz hale getirmeyi akl─▒na koydu.
Al Kara duvara as─▒l─▒ ele─čini usulca indirirken, “┼×imdiye dek hi├žbir kelebe─čim b├Âyle garip bir istekte yan─▒ma sokulmad─▒,” diye di┼člerini s─▒karak i├ž ge├žirdi. Daha fazla zaman harcamadan do─čruca nehre gitti. Ele─či suya dald─▒r─▒yor dald─▒r─▒yor bo┼č ├ž─▒kar─▒yordu. “Hi├ž elekle su ta┼č─▒n─▒r m─▒ can─▒─▒─▒m, bende de ak─▒l yok…” diye ba┼č─▒n─▒ sallad─▒. Yorulmu┼č ve ac─▒km─▒┼čt─▒. Metal di┼čleri birbirine vuruyordu. Can─▒ ┼čiddetle F─▒nd─▒kkurdu’nun taze y├╝re─čini yemek istiyordu. “Eskiden bu elekle nas─▒l su ta┼č─▒rd─▒m?ÔÇŁ diye s├Âylendi Al Kara. “Tanr─▒ be!as─▒ F─▒nd─▒k, akl─▒m─▒ ba┼č─▒mdan ald─▒. Bir kez y├╝re─čini ├žalarsam, bir daha o bana bu i┼čkenceyi yapamaz, kuzu olur pe┼čime tak─▒l─▒r, i┼čte o zaman da ben ona y├╝z vermem,” diye i├ž ge├žirdi. Tekrar tekrar su doldurmay─▒ denedi. “Elekte su ta┼č─▒mak ha, maskara olduk!…┼×imdiye dek hi├žbiri beni b├Âyle u─čra┼čt─▒rmad─▒. B├Âyle ezilip b├╝z├╝lmedim. Can─▒n cehenneme, demi┼čtim pek ├žo─čuna. E─čer bu kez de ba┼čaramazsam, onu do─čdu─čuna pi┼čman edece─čim. Rezil olacak sonunda” diyerek sa─č─▒na soluna bak─▒nd─▒. “Ya┼čland─▒m galiba. Hava neredeyse ayd─▒nlanacak. Aman Tanr─▒m.ÔÇŁ Beni ┼čimdi su yolunda g├Ârecekler, hem de don g├Âmlek… Saydamla┼čam─▒yorum. ├çabuk ka├žmal─▒y─▒m buradan!…”
Al Kara’y─▒ alelacele nehre g├Ânderen F─▒nd─▒kkurdu ─▒┼č─▒─č─▒ a├žt─▒. Cama vuran kelebeklere seslendi. “Dinleyin beni” dedi yumu┼čak ve inand─▒r─▒c─▒ bir sesle. “Ka├ž─▒n buradan!” Kelebekler ┼ča┼č─▒rm─▒┼č F─▒nd─▒kkurdu’na bak─▒yordu “Yoksa Al Kara hepinizi Basra’l─▒ simsara satacak! Y├╝re─činizden oldunuz. ┼čimdi ci─čerinizden de olacaks─▒n─▒z ve daha ├žok ac─▒ ├žekerek bir i┼če yaramayacaks─▒n─▒z sonunda!.. Buras─▒ b├╝y├╝l├╝ bir adad─▒r. Ad─▒ da ├çIRA-YANAN. G├Ârd├╝─č├╝n├╝z bu simli ve esrarengiz ─▒┼č─▒k bir tuzakt─▒r. I┼č─▒─č─▒ g├Âren sizin gibi iyi niyetli kelebekler, bir ┼čey var diye, ko┼čarak buraya gelir. Dertlerine derman ararken aldan─▒rlar. ─░kram, ilgi g├Âr├╝rler, ─▒┼č─▒k g├Âzlerini al─▒r sonunda. Arad─▒klar─▒n─▒ bulduklar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nerek y├╝reklerini ├žald─▒r─▒r, bir daha ayr─▒lamazlar buradan. Daha ilerde K├ľPEK- HAVLAYAN ve KED─░- M─░YAVLAYAN var. Oralar kelebekler i├žin ├žok daha tehlikelidir. K├Âpek Havlayan’da tuza─ča tak─▒ld─▒n─▒z m─▒ i┼činiz bitiktir. Oran─▒n beyin salatas─▒ ├žok ├╝nl├╝d├╝r. Burun deli─činden ge├žirdikleri bir ├žengelle beyninize ula┼č─▒r, onu ├žekip ├ž─▒kar─▒p nehre g├Ât├╝r├╝r ta┼člayarak y─▒karlar. Ondan sonra hi├žbir ┼čekilde d├╝┼č├╝nemez olur, sabah ak┼čam demeden havlar durursunuz. ┼×imdi ┼ču k─▒rm─▒z─▒ kurdelelar─▒ al─▒p, ba┼č─▒n─▒za tak─▒n! O sizi k├Ât├╝l├╝klerden koruyacakt─▒r. Birbirinizden sak─▒n ayr─▒lmay─▒n. Yollar dar ve engebelidir. ├çaylar ─▒rmaklar birbirini keser.
Kelebeklerin ├žo─ču silkelenip kendine geldi, birbirlerine bak─▒p olacaklardan korkup hemen oray─▒ terk ettiler. Hepsi de ba┼člar─▒na birer k─▒rm─▒z─▒ kurdele takt─▒.
Kelebekleri ├ç─▒ra Yanan’dan uzakla┼čt─▒ran F─▒nd─▒kkurdu birden bire yan─▒nda Yekbun’u g├Ârd├╝. Heyecanland─▒, y├╝re─či k─▒p─▒rdad─▒. Yekbun ona “├žabuk benimle ┼ču ambara gir!” dedi. F─▒nd─▒kkurdu ┼ča┼č─▒rd─▒, bu da kimdi! “Ama yapacak bir ┼čey yok.” dedi i├žinden. Yekbun’un dedi─čini aynen yapt─▒.
Al Kara nehirden eli bo┼č olarak ├ç─▒ra YananÔÇÖa d├Ân├╝nce kap─▒s─▒ bacas─▒ arkas─▒na kadar a├ž─▒k bo┼č ve buz gibi bir ev buldu. G├Âzlerini yumarak, metal di┼člerini g─▒c─▒rdatt─▒, sa─ča sola sopas─▒yla sald─▒rd─▒. “Ah rezil F─▒nd─▒kkurdu” dedi. “Ah, F─▒nd─▒k” dedi “Seni bir elime ge├žirirsem ├ži─č ├ži─č yiyip postunu pazarda sataca─č─▒m… Bu oyuna ben nas─▒l gelirim?” ├ťz├╝nt├╝s├╝nden ├ž─▒ld─▒racak gibiydi. Soluklanmak i├žin, d├╝┼č├╝nceli d├╝┼č├╝nceli erzak ambar─▒na s─▒rt─▒n─▒ dayad─▒. Kar┼č─▒s─▒na hangi kelebek ├ž─▒ksa onun y├╝re─čini ac─▒madan yiyecekti.
Yekbun F─▒nd─▒k’a i┼čaret ederek, k─▒r─▒p yedi─či f─▒nd─▒klar─▒n kabuklar─▒n─▒ Al Kara’n─▒n keline atmaya ba┼člad─▒. Neye u─črad─▒─č─▒n─▒ anlamayan Al sinirlenip ba┼č─▒n─▒ yukar─▒ kald─▒rd─▒k├ža kafas─▒na bir tane daha iniyordu.
“Bana bak di┼či Fare” dedi Al, “Benimle dalga ge├žip durma, ┼čimdi yan─▒na gelirsem F─▒nd─▒kkurdu’nun ac─▒s─▒n─▒ senden ├ž─▒kar─▒r─▒m. F─▒nd─▒kkurdu da Al’─▒n ba┼č─▒na ceviz f─▒rlatmaya ba┼člad─▒ bu kez. B├Âylece serseme d├Ânen Al’─▒n oyunu bozulmu┼čtu. Durmadan hap┼č─▒r─▒yor, ba┼č─▒n─▒ yukar─▒ kald─▒ram─▒yordu. Ona zor zamanlar─▒nda yard─▒mc─▒ olan Ci─čerpare’ye sesleniyordu:
“Yeti┼č┼č┼č Ci─čerparem! Neredesin!” Bir yandan da elindeki sopas─▒yla kafas─▒na vurarak, “Ben b├Âyle bir ├ž├Âmezin a─č─▒na nas─▒l d├╝┼čerim?” diyordu.
Yekbun, “Hadi” dedi g├Âlge gibi izledi─či F─▒nd─▒kkurdu’na. Sakland─▒klar─▒ yerden ├ž─▒k─▒p, Al Kara’y─▒ derdest edip ├žuvala t─▒kt─▒lar. ├çuval─▒n a─čz─▒n─▒ ba─člad─▒lar. Al Kara b├Â─č├╝rd├╝k├že onlar sopayla vurdular.

Sultan Su Akar



 
Sitemizde moderat├Âr olarak g├Ârev almak ister misiniz?

─░├žerik y├Ânetimi ve ziyaret├žiler taraf─▒ndan eklenen dosyalar─▒n kontrol/onay i┼člemleri ile ilgilenebilecek, G├ľN├ťLL├ť ├ľ─čretmenlerimiz.. L├╝tfen bizimle ileti┼čime ge├žiniz.

(NOT: Sadece ├ľ─čretmenler ba┼čvurabilir, ├Â─črencilerin ba┼čvurular─▒ dikkate al─▒nmayacakt─▒r) ─░leti┼čim için TIKLAYIN


Arkada├ż├Żna Yolla
Yaz├Żc├Ż Dostu Sayfa

 



PageRank Checking Icon primary Blogs - BlogCatalog Blog Directory
Kapat
 
Önemli Bilgi

Bugün siteye SİZ

Yeni bir dosya eklerseniz,

Yarın siteye girdiğinizde,

Yüzlerce YENİ DOSYA bulursunuz

Siteye dosya eklemek çok kolaydır.

Denemek için tıklayın